Gerek, bilgisayarımızda, gerek televizyonumuzda, gerek parmaklarımızın uçlarında, gerek sokak başlarında, gerek duvarlarda, gerek telefonumuzda, gerek radyomuzda... Basın, hangi yolla olursa olsun, evimize, iş yerimize, okulumuza hatta cebimize bile girerek bizi buluyor. Ve sesi, görüntüsü, hissi, kokusu, tadıyla beynimize işliyor. Beş duyu organımıza hükmederek fikirlerimizi kendi fikirler çemberi içine alıyor.
Fikrimiz, düşüncemiz, ilkemiz bizim kalkanlarımız olmuştur her zaman... Orta çağda Fatih'in İstanbul'u fethinde, Atatürk'ün cumhuriyeti kuruşunda, Çanakkale'de yiğitlerimizin kanıyla yazdığı destanda... Her zaman fikir kalkan olmuştur onlara. İçinde bulunduğumuz Yeni Çağ'da bile fikir hükmediyor her zaman. Ve fikri bir mıknatıs gibi kendine çeken basın da önemli bir role bürünüyor.
Halkımızı bir araya getiren, insanlarımızı bir amaç içinde birleştiren basın olacaktır. Topraklarımızın çevreleyen sert metalden bir kale olacaktır bazen, bazen de içi boş dolduruşlardan koruyan bir kalkan...
Basın, kaledir, kalkandır, sığınaktır her zaman,
Bazen dedektif olur, bazen süper kahraman... |