Ders çalışırken yanımıza gelen annemiz, kaytarmak için volkman dinlerken bizi gördüğünde, ilk önce bizi azarlar ve daha sonra başımızı okşayarak şöyle der: "Bizim zamanımızda yoktu böyle aletler; kitaplarımızın arasına Texas, Tommiks koyar onları okurduk.
Televizyonun karşısına geçip çizgi film izlerken, babamız önce televizyona bakar ve sorar "Ne bu? Spiderman mı?". Çizgi filmin akışına kaptırmış bir şekilde cevap verirsin "Hı-hı, evet Spiderman" sonradan farkına varırsın "Nerden biliyorsun Sipderman'ı". Babanız anlatmaya başlar "Bizim zamanımızda ne televizyon vardı, ne de bilgisayar. Hep Zagor, X-men, Spiderman okurduk."
Ve şimdi izlediğimiz çizgi filmlerin ataları, babanız aracılığıyla elinzde duruyor. Çizgi romanın sayfalarını çeviriyorsunuz ve başlıyorsunuz okumaya. Daha sonra çizgi filmin başına geçtiğinizde aradaki farkı anlıyorsunuz. Çizgi roman karelerinin arasındaki boşluklar, size boyamanız için verilmiş. Ama basit boya kalemleri ile değil fikrinizle...
İşte çizgi roman ile çizgi filmin farkı bu dersiniz. Çzigi romanı siz seslendirirsiniz, çizgi filmde başka biri; çizgi romanda kareler arasını kendiniz doldurursunuz, çizgi filmde, çizer...
"Çevirirken sayfaları, bak karelere, oku doya doya.
Boya kaleminle veya fırçanla değil, fikrinle boya..."
|